Erdal İnönü: "Üniversitelere yatırım olursa büyük buluşlar çıkar."

0
sametc
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin düzenlediği ‘Nasıl bir Üniversite’ konferansında bir konuşma yapan Prof. Dr. İnönü, “Türkiye’de üniversitelerin meslek eğitimi veren kurumlar olarak görüldüğüne” işaret ederek, “üniversitelerin asıl görevi ise araştırma yapmak” dedi.

http://www.ntvmsnbc.com
TÜRKİYE BİLİM DEVRİMİNDE GEÇ KALDI
Prof. Dr. İnönü, Avrupa’da 16. yüzyılda bilimsel devrimin önünü açan kafa yapısının Türkiye’de ancak Cumhuriyet’in kurulmasından sonra varlığını gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. İnönü, son 80 yılda kaydedilen gelişmelere karşın Türkiye’den insanlığın yaşamını değiştirecek önemli bir buluşun çıkmadığını hatırlattı.

YATIRIM OLURSA, BULUŞ DA ÇIKAR
Prof. Dr. Erdal İnönü, “Türkiye’de kriz zamanlarında üniversitelerin ödeneğinden kesiliyor. Son derece yanlış, tam tersinin yapılması gerek. Kalkınmanın en sağlam yolu üniversitelere ve bilime yatırım yapmaktır” diye konuştu. Prof. Dr. Erdal İnönü, Türkiye’de büyük bir buluşun yapılması için üniversitelere ayrılan ödeneklerin artırılması ve daha çok genç beynin bilime özendirilmesi gerektiğini belirtti. Yatırımların meyvelerini uzun vadede verdiğine dikkat çeken İnönü, “gelecekte Türkiye’den de büyük buluşlar çıkacaktır” dedi.

Görüşler

0
malkocoglu_2
Ayni konuda Inonu'nun cok guzel bir gozlemi daha var: Ona gore, arastirmaya verdigimiz onem akademisyenlere ne resmi paye verdigimizde tam anlamiyla ortaya cikiyor. Akademisyenlerimize "ogretim gorevlisi" diyoruz, halbuki "arastirma gorevlisi" dememiz lazim. Ogretim bir akademisyenin yanda yapmasi gereken bir istir, ama daha onemli is, arastirmadir.

Bu haberi paylastiginiz icin tesekkurler.

0
bm
Prof. Dr. İnönü, Avrupa’da 16. yüzyılda bilimsel devrimin önünü açan kafa yapısının Türkiye’de ancak Cumhuriyet’in kurulmasından sonra varlığını gösterdiğini söyledi.

Ne denmek istendigini anliyorum hatta anladigima buyuk olcude katiliyorum ama

son 80 yılda kaydedilen gelişmelere karşın Türkiye’den insanlığın yaşamını değiştirecek önemli bir buluşun çıkmadığını hatırlattı.

O zaman bu bahsedilen kafa yapisinin mevcudiyetinin alameti nedir? Disarida okumus olan Erdal Inonu mu?

Agzini acanin 'devlet bize daha cok para versin' demesinden biktim ben artik. Personel kalitemiz sudur, tahminen akdemisyenlerimizin su kadari hirsiz, su kadari cahil su kadar dogru durusttur, su paraya su isler ortaya cikti daha fazla paraya soyle baska isler ortaya cikar filan dense anlayacagim. Dogrudan "devlet bize para versin' demek icin prof.dr. olmak gerekmiyor, sagolsun her agzini acan bunu dedigi icin ilkokul mezununu da o kursuye koysaniz 'devlet bize para versin' demeyi bilir.

Laf mi bu yani? Her sey odenege, laboratuara bilmemneye bakmiyor. Kagit kalemle yapilan isler de var. Ben vatandas olarak cebimde bile olmayan, daha kazanacagim paraya goz dikenlerin bunun hesabini vermeye hazir olmalarini beklerim. "80 sene bizi beslediniz ortaya pek birsey cikmadi, binaenaleyh daha fazla beslemelisiniz" lafini laf diye kabul etmek icin iyice egitilmis olmak lazim herhalde. Ben cahilim, anlayamiyorum. Parayla alakasi olmayan sebepler de varmis gibi geliyor bana.

Bu kadrolar iddia edildigi gibi marifetli olsalardi, Imam-Hatip/OSS isinde asker kiskirtmaya calismak yerine, 'hay hay, nereden olursa olsun gelsin cocuklarimiz, dort sene ustune titreyip sonra mezun edip diploma verdigimiz insanlar ne cikisli olurlarsa olsunlar dar kafali olmazlar' derlerdi. Demediler, deseler gulerdik cunku. Peki coken binalarin arkasindaki tomarla evraga imza atan muhendislerin kendi mezunlari olup olmadigina baktilar mi? Ben duymadim.

Ne haber olurdu onu soyleyeyim: "bizim akademik kulturumuz a b ve c yuzunden zeki insanlari verimsizlige itiyor, filanca memleketin akademik kulturu ise x y ve z yuzunden ayni zekadaki insanlardan su kadar is cikartiyor" diye bir analizden bahsetsettikten sonra fonlarin gerektigini soyleseydi hic sinirlerim yerinden oynamayacakti.

Dinlemeyin bu adamlari Allah askina, ekipman gerektirmeyen bilime ilginiz varsa iste internet, yavas yavas (ozellikle bizim dalda) yayinlar bedava yahut cuzi paralara ulasabileceginiz yerlerde. Birakin bir takim insanlar 'devlet para versin' filan desin, o parayi yiyecekler de alkislasin, siz isinize bakin.
0
pirx
Valla dün üniversitemde kayıtlar vardı , ders seçme adı altında halihazırda ne kadar ders varsa tick atıp imza attım (seçtim) , bankada bir buçuk saat kıkırdak ezilmesi olan dizimin üzerinde sıra bekledim , dekontu bölüme götürüp verdim , daha sonra her gün on defa notlarıma bakmak için girdiğim siteye bir arkadaş yardımıyla(!) girip aynı dersleri bir kez de ordan seçip print-out aldım ( bu işlem için bölüme 500bin lira verdim!) , o printout'u da imzalayıp bölüme teslim ettim ve yeni bir döneme daha merhaba dedim.

Tüm bunların ardından bu haber iyi oldu.
0
bahadirkandemir
hmm bana 2 gün önceki kayıt rezilliğini hatırlattı. (kou.edu.tr)
0
malkocoglu_2
Bazi duyumlara gore kayit rezilliginin alasi Bilgi universitesin'de imis (diger alanlarda iyi cikislar yapiyor olsalarda). Ozel universite olunsa bile, demek ki, tepeden indirme bir rektor basta olursa, normal sorumluluk alma/sorumlu olma kurallari islemiyor. YOK rezaletinin bir diger yansimasi... Rahmetli Sakip Sabanci olmeden once demisti ya "her sene kendi kurdugum okula milyonlarca dolar veriyorum, ama rektorunu ben atayamiyorum". Rekabet eksikligi verimsizlik yaratir. Para olmazsa sonuc alinmaz. Bu isler hep birbirine bagli.

Yobaz Kemalistler bir anlasa su isi...


0
pirx
doğru tahmin :)
0
bm
Valla ben 83'te Bogazicinde ilk gun kayit kuyrugunda 'ulan bunlar bizi bu eziyeti yapmak icin mi imtihanla seciyorlar' demistim, hala aklimdadir. O zaman hir cikartmak mumkun degildi (askeri idare), hala degildir herhalde devlet okullarinda. Benim zamanimda ozel okullar yasagi yeni kalkmisti, pek bir sansimiz yoktu. Lutfen kendinize bu saygisizligi hic olmazsa ozel okullarda yaptirtmayin. Kaydin zaman almamasini saglamanin bilgisayarli veya bilgisayarsiz bir suru yolu olmali, muhataplarinizin sizi esek yerine koyup koymadigina bagli eziyet miktari bence.
0
pirx
Doğru söylüyorsunuz da , bu paslı çarka çomak sokmak o kadar da kolay olamıyor maalesef. Ben aramın iyi olduğu hocalarımdan biriyle kavganın eşiğine geldim evvelsi gün mesela. Bu nedir ya dedim , madem internetten ders seçiyoruz , bi daha buraya gelip neden kağıtlara imzalar atıyoruz , madem ders seçiyoruz , neden hepsi kalıp halinde önümüze konan 10dersi de seçmiş gibi yapıp imzalıyoruz? madem bankadan ödeme yapıyoruz , neden tek bir banka ve 1.5 saat kuyruk , madem tek banka , neden 3 gün süremiz var ve bu sürede gerekli bürokrasi engelini aşamazsak bir daha şansımız olmuyor? (geçen dönem bir arkadaşım bu üç günlük süreçte tüm kırtasiyeyi hazı edemeyip bir dönem ders mers alamamıştı mesela , var mı böyle bir saçmalık? nerde görülmüş?) vs. şeklinde. Ama aldığım cevaplar hep "bizde böyle , işine geliyorsa, zaten işim başımdan aşkın , bir de senle uğraşamayacağım , sus istersen artık" manasındaki sessizlikten öte olmadı.
0
bm
Gittim baktim web sitesine. Kolayda bir form varsa doldurayim 'niye 21. yuzyilda cocuklara boyle yapiyorsunuz' diyeyim diye. Rektorlugun e-posta adresi var ama ogrenci numarasi filan istiyor, bir de bunlari soylemezseniz okumayiz mektubunuzu diyor. Bu arada sizin kayitlar 16sina kadar uzatilmis, hayirli eziyetler.

Genelde bu tip isler icin soyle bir cozum dusunuyorum ben: bilgi edinme hakki icin karsimiza cikartilan formlar hem asagilayici hem adres ve vatandaslik numarasi istiyor. Yani aman 'yanlis' birsey sorarsam gel benimle ugras, butun detayimi vereyim diyorsunuz bir yerde. Bunun kestirme cozumu araya kuvvetli bir kurum sokup hem sikayeti anonimlestirmekte hem bu tip isleri afise edip en azindan insanlari utandirmaya calismakta. Bir iki yokladim tuzu kuru bildigim kisileri, yanasan cikmadi henuz. Ama aklinizda bulunsun, kendimize ve genclerimize bunu yaptirtmak zorunda degiliz. Eninde sonunda bu tarz degisecek. Sizin malesef mezun oluncaya kadar o 'bir de seninle mi ugrasacagim' havasina giren adama 'dayi' demek zorunda kalmaniz bir yerde sizden buyuklerin ayibi. O adami bu millet koyuyor sizin karsiniza cunku. Direkt zarar veremeyecekleri bir uzakliga kendinizi attiginizda belki sizden kucukler icin benim neslimin sizin icin yapamadigini yapmayi deneyebilirsiniz.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Keskinliğini kaybeden sınırlar...

darkhunter

CG/Render teknolojisi nereye doğru gidiyor bilinmez, ama bir önceki jenerasyonun hayalleri yavaş yavaş gerçekleşiyor...

Tamamen CG (Computer Graphics) teknolojisinin ürünü olan bu çalışma, CG teknolojisinin, şu anki sınırlarını çizmesi açısından ilginç bir örnek.

Özgün haber ve yorumlar için tıklayın.

Bilim Teknik´den haberler -2- Karanlıkta Aydınlık Klavye

parsifal

Bilgisayar başında otururken ışık en fazla klavye için gereklidir. IBM laptoplarında bunu ekranın üstüne bir ışık kaynağı koyarak çözmeye çalışmıştır.
Masaüstü bilgisayarlar içinde pek çok çözüm sunulmakta...
Sundance'de bu çözümlere kendi alternatifini oluşturmak için devamlı çalışıyor.
Kensington bu soruna karşı bir ürün geliştirdi. Flylight adı verilen ördek boyunlu led lamba, bilgisayarın USB girişine bağlandığı anda klavyenin üzerine yeterli miktarda ışık düşürüyor.
Fiyatı mı? Sadece 20 USD.
Bu durumda Sundance'ye desteğimiz sonuna kadar devam ediyor...

Cumhurbaşkanı Bir Matematik Sorusuna Takılırsa...

FZ

Piref. H. Ökkeş'in Cumhuriyet Bilim Teknik ekinin 8 Ocak 2005 tarihli yazısından:

Çok garip: Matematik Dünyası adlı derginin 2004-III sayısı da çıkmış. Nasıl oluyor da halen çıkabiliyor bu dergi, anlamak mümkün değil. Üstelik satışı 10 bin dolayında (Bir önceki sayı 9 bin satmış). Ben batar derken, dergi sürekli yükselen bir grafik çiziyor. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın sarsılması gerek bu başarı karşısında.

Dergiyi çıkaranların aklı fikri başka çalışıyor. Ne üniversite piyango sınavlarını, ne lise müfredatını, ne okullardaki kötü eğitimi umursuyorlar. Ne manken ne de şarkıcı resmi var dergide. Umut satmıyorlar, falcılık yapmıyorlar. Kimseyi de korkutmuyorlar. Dergiyi çıkaranlar matematiğe su katmadan, sulandırmadan yapıyorlar, yapacaklarını. Yazarlar farkında değiller ama dergiyi sulandıran tek bir köşe var: O da bana ait, son sayfadaki "Konik" köşe! Herhalde okurlar o sayfaya bir türlü gelemiyorlar. Çünkü oku oku bitmiyor dergi. Matematik Dünyası'nı 6 ay sonra da açıp okuyabilir insan, 60 yıl sonra da. Kızlar artık çeyizlerine koyuyorlarmış bu dergiyi. Erkekler ceplerinde dergiyle dolaşınca şansları açılıyormuş.

Şimdi herkesi daha da şaşırtacak bir olaydan söz etmek istiyorum.

Zipf Yasası, Dilbilim, Müzik

FZ

Arjantinli fizikçi Damian H. Zanette dilbilim bağlamında incelenmiş ”Zipf Yasası“nı müzik analizine uygulamış ve dil ile müzik arasında önemli ortak bir nokta bulduğunu iddia ettiği makalesini yayınlamış. Makalenin haberine buradan, orjinaline ise buradan erişebilirsiniz.

Zanette´nin analizi “bağlam” kavramını dil ile müzik arasında ortak bir kavram olarak ele alıyor ve böylece tonal müzikle atonal müzik arasındaki psikolojik (ve semantik) farkı açıklamaya çalışıyor.

Kaynaklar: FZ Blogs, slashdot

Fare beyninde insan nöronları...

anonim

Araştırmacılar, 14 günlük fare ceninlerinin beyinlerine yaklaşık 100 bin insan cenini kök hücresi yerleştirdi. Fareler, beyinlerinde binde bir oranında insan hücresiyle dünyaya geldi. İnsan kök hücreleri, nakil işleminden iki ay sonra beynin değişik bölgelerinde yerlerini aldı. Bu insan nöronlarının, nakil işleminin üzerinden 18 aygeçtikten sonra da normal elektriksel faaliyete sahip olduğu belirlendi.