Efsane Geri Dönüyor: Return to Castle Wolfenstein

0
ganzo66
NTVMSNBC: Herşey yaklaşık 10 yıl önce Activision’un Wolfenstein 3D isimli oyunu piyasaya sürmesiyle başladı. Günümüz bilgisayarlarının henüz emekleme aşamasında olduğu bir dönemde birçok kullanıcının gözdesi olan Wolfenstein 3D, ismini oyun tarihine altın harflerle yazdırmayı başardı.
Oyunda, Nazi subayları ile dolu bir binada elinizdeki sınırlı sayıda cephane ile kapıları tek tek açarak ilerliyor ve bir yandan hazineleri toplarken diğer yandan da karşınıza çıkan Nazi subayları ve onların köpekleri gibi düşmanları yok ediyordunuz. FPS (First Person Shooter) oyun tarzının atası sayılan ve dönemininin en iyi oyunları arasında yer alan Wolfenstein 3D, yeni mecaresıyla karşımızda.

Mistik ve çok güzel bir giriş görüntüsüyle açılan oyunda, bu giriş görüntüsünden MS 943 yılında (oyunun geçtiği tarih olan 1943 yılından 1000 yıl önce) Henry The Fowler’ın (veya kısaca Heimlich) bir büyücü tarafından yeraltına gönderildiğini anlıyorsunuz. Yine bu görüntülerde Hitler’in sağ kolu Nazi subayı Himmler’in, karanlık savaşçının güçlerine sahip olmak için Heimlich’in mezarını aramaya başladığını hatta mezarı bulduğunu fark ediyorsunuz.

Siz de bu araştırmalara engel olmak için müttefikler tarafından gönderilmiş BJ Blaskowitz isimli gizli ajanı canlandırıyorsunuz. Ancak Naziler tarafından yakalandıktan sonra bir yolunu bulup Wolfenstein isimli kaleden kaçmaya çalışıyorsunuz.

Ancak bu kale bildiğimiz kalelerden değil. Çünkü Nazi bilim adamları bu kalede değişik mutasyon deneyleri yapıyorlar. Ve bu deneylerin kurbanları da sizin potansiyel düşmanlarınız arasında.

Diğer FPS oyunlarının aksine silahlar önünüze geleni vurup oyunu bitirmek tek amacınız değil. Zaten bunu isteseniz de yapamıyorsunuz. Çünkü oyundaki düşmanların yapay zekası çok çok iyi. Sizi gördükleri zaman ‘kabak’ gibi durup vurulmayı beklemiyorlar, ya siper alıyorlar ya da ateş açarak geri kaçıyorlar ki bu da sizin işinizi çok zorlaştırıyor. Ayrıca son yıllarda popüler olan “sessiz ol hayatta kal” mantığı bu oyunda da var. yani ne kadar gürültü yaparsanız (ki bazı silahlar epey gürültü çıkartıyor) o kadar çok düşmanla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz.

Yeri gelmişken; oyunda kullandığınız silahlar 1943 yılındaki silahların tamamen aynısı. Ayrıca silahların gerçekçiliğini çok iyi vermişler. Örneğin ağır makinalı tüfek (Venom Gun) kullandığınız zaman belli bir mermi attıktan sonra halk dilinde “şişme” tabir edilen ve tüfeğin namlusunun ısınması sonucu çalışmaması şeklinde tanımlayabileceğimiz durumla karşı karşıya kalıyorsunuz ki bu gibi durumda silah çalışmıyor. Çözümü ise namlunun soğumasını bekleyip tekrar ateşe başlamak. Kullandığınız silahların hepsinin farklı özellikleri var. Silahlar arasında tabancalar (Luger), tüfekler (MP40, Thompson, Mauser, Venom Gun), alev makinesi, Panzerfaust (bir tür bazuka ve el bombaları bulunuyor.

Quake III’ün grafik motorunun geliştirilmiş bir versiyonunu kullanan Return to Castle Wolfenstein, özellikle insan modellemeleri konusunda oldukça başarılı olmuş. Birçok oyunda gördüğümüz garip insan hareketlerinin birçoğu bu oyunda yok. Karakterlerin hareketleri gerçeğe oldukça yakın olmuş. Her ne kadar bazen ufak tefek hatalar olsa da biçok hareketi başarıyla yapabiliyorsunuz.

Oyunun çoklu kullanıcı (multiplayer) desteği ise gerçekten çok kullanışlı. Oyuncular ister Nazi saflarında, isterseler Müttefik saflarında oynayabiliyorlar. Birkaç harita üzerinde oynanabilen oyunda harita Normandiya Çıkartması benzeri bir ortamda oyun oynayabiliyorsunuz ki bu gerçekten çok ilginç olmuş. Çünkü ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ filminin açılış sahnesinin birebir aynısı yapılmış. Eğer Alman saflarında olursanız sahili görebildiğiniz mevzilerde ağır makinalıları kulanarak müttefikleri vurabiliyorsunuz. Eğer müttefik olursanız çıkartma gemileri ile sahile yanaşıp el bombası ve mermi yağmuru altında saldırıyorsunuz. Çoklu kullanıcı seçenekleri arasında bir de Spectator (Gözlemci) bulunuyor. Eğer bu modu seçerseniz oyuncu olarak değil sadece gözlemci olarak oyuna dahi oluyorsunuz ve isterseniz havada da uçarak oyuncuları görebiliyorsunuz.

Ama bu modda hiçbir şeye müdahale etmeyip sadece seyrediyorsunuz. Bu çoklu kullanıcı desteğinin ilginç bir özelliği de var: Eğer Müttefik ve Alman modundan birini seçerseniz asker olarak da 4 ayrı seçeneğiniz bulunuyor. Birinci seçenek Soldier (istediğiniz silahı alabildiğiniz normal asker), ikincisi Medic (sağlık görevlisi), üçüncüsü Engineer (patlayıcı uzmanı bir mühendis), ve sonuncusu da Lieutenant (telsizi bulunan ve askerlere destek sağlayan Teğmen). Her askerin kendine has özellikleri var. Örneğin Soldier iyi bir savaşçıyken Engineer kapı açma veya bir yerleri havaya uçurma konusunda uzman. Takımınızı kurarken kullandığınız haritaya da dikkat ederseniz karşı takımı yenmeniz işten bile değil. Örneğin Normandiya Çıkartması’nda belli kapıları havaya uçurmanız gerekiyor. Bunu da ancak Engineer yapabiliyor.

Oyunda kullanılan müzik ve ses efektleri çok gerçekçi. Her silahın kendine has sesi var ve oyunda kullanılan müzikler de gerilimi ve heyecanı çok iyi hissettiriyor. 1943 yılında geçen oyun, kullanıcıları 3 boyutlu bir nostalji ortamına sokmayı çok iyi başarıyor.

Gerek yurtdışında gerekse yurtiçindeki bir çok oyun sitesinden olumlu eleştiriler alan Return to Castle Wolfenstein, oyunseverleri çok memnun edecek.

Piyasaya sürüldüğü yıllarda oldukça ses getiren ve klasikler arasına giren Wolfenstein, yeni versiyonu ile yine sınırları zorlamış. Grafikleri, yapay zekası, çoklu kullanıcı desteği ve diğer birçok özelliği ile Return to Castle Wolfenstein yüzünden uykusuz gecelere hazır olun!


\r Yazının orijinali:www.ntvmsnbc.com/news/123121.asp

Görüşler

0
sundance
Valla Serious Sam`in hemen ardından Wolfenstein da oynandı bitti :)

Bizimkilere oyun mu dayanmıyor nedir ?
Bu arada çok sağlam oyun, bir sonraki FPSin ayırd edici özelliği stereo gözlüklerle gerçek üçboyut efekti olacak sanırım.

Yine de Brood rulez :)
0
gatotkacha
abi biz burda pisikopata bağladık multi oynuyoruz her gece, counter falan hikaye... tavsiye ederim deneyin multisini (ben daha single oynamadım :O)
0
anonim
bize yardım edermisiniz wolfstein oyuncuları öncelikle kurban bayramınızı kutluyorum. sizleri rahatsız ediyorum ama bana bir konuda yardım edin lütfen.sing player oynuyorum. görev 4 level 2 nin sonunda takıldım.yukarı kattaki sıranın üzerindeki kitabı alıyoruz. sonra açıklıktan atlıyoruz aşağıya ancak attila beyin dediği geçiti bulamıyoruz ve bu yüzden oyunu bitiremiyoruz. yardımcı olursanız şimdiden teşekkür eder iyi bayramlar dilerim. necatiyeser@veezy.com emailim.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

96 Kbyte'lık tam sürüm FPS! (kodlama mucizesi)

anonim

Almanya'da 6 kişi tarafından hobi amaçlı üretilen beta demo iki gündür meraklıları için indirilebiliyor. İki günde milyonlarca kez indirilen oyun yapılabileceklerin sınırı hakkında müthiş bir örnek. Fikrin asıl çıkış noktası tabii ki 64 kbyte demolar. Sonradan bu moda 32 kbyte oyunlara dönüşmüş ve şimde 96 kbyte'a kadar genişletilmiş.

Sudoku: Minesweeper sevmeyenler için

sundance

Sizi bilmem ama ben hiçbir zaman Minesweeper'a (ya da benzerlerine) ısınamadım. Aslını söylemek gerekirse Sudoku'ya da pek hızlı ısındığım söylenemez. Türkiye'de Radikal ve Vatan gazetelerinin bulmaca eklerinde çıkan ve Diamond adı altında kitapçıkları da olan Sudoku, 1970'lerde Math Puzzles and Logic Problems'de New York'da çıkmış sayı yerleştirmeye dayanan basit bir oyun. 3x3'lük 9 matrixden oluşan 9x9'luk bir alanda, 1'den 9'a kadar olan sayıları yerleştirmeye çalışıyorsunuz. Bunu yaparken, bir sütün, bir sıra, ya da bir 3x3 matrix içinde her sayının sadece bir defa geçmesi gerekiyor.

Uzak Diyarlar, açık kaynak Türkçe MUD

anonim

Uzak Diyarlar Mud, ilk Türkçe açık kaynak mud projesi olarak sourceforge üzerindeki yerini aldı. Tamamı Türkçeleştirilmiş (Rom 2.4b6 tabanlı) kodu ve %95 Türkçe bölgeleriyle incelenmeye, indirilmeye ve oynanmaya hazır bekliyor. Umarız yakın zamanda pisi paketini de görürüz.

Rixos Second Life'ta otel açıyor

fkoksal

Tüm dünyayı çığ gibi etkisi altına alan üç boyutlu sanal dünya Second Life'ta Türk otel zinciri Rixos da otel açıyor. Dünyada 6.7 milyon kişinin tıpkı günlük hayattaki gibi çalıştığı, alışveriş yaptığı, pansiyonlarda konakladığı, casinolara gittiği, evlendiği hatta kendi para birimi bile olan Second Life'taki otel yatırımı ile Rixos Almanya'dan ABD'ye kadar geniş bir kitle tarafından tanınmayı hedefliyor. Rixos'un açacağı otel Second Life'taki Amsterdam'ın ilk beş yıldızlı oteli olacak.

Darwinia: Gerçek oyun tadını özleyenler için

FZ

Daha hızlı grafik motorları, daha pahalı, en bir gelişmiş 3D hızlandırıcılı ekran kartları, daha fotogerçekçi görüntü, daha hip hop müzikler, 2 DVDye zar zor sığan şişko programlar. Saçma sapan efektler ve bunları optimize etmek için sabahlayan programcı ve tasarımcı ordusu.

Hayır, güzel bir oyun böyle bir şey değil. Bilgisayar deyince aklına Pentium IV, hyperthreading, on milyar megahertz gelen, oyun deyince Sony PlayStation 345345'i düşünen çocuklardan önce, yaratıcılığa, sadeliğe, ince esprilere, zeka pırıltılarına, oyun kültürüne ve raconuna önem veren programcılar ve oyun sevdalıları vardı. Günlerce kesintisiz oynayıp bu işin profesyoneli olmanın cılkını çıkarmış oyunculardan önce biraz daha ruhu olan hevesliler vardı.