Geocities tekrar yayında!

0
sundance
Aslında doğru ifade yayında değil de çevrim içinde olacaktı.

Bildiğiniz gibi geçen sene Geocities'in sahibi olan Yahoo, operasyonu durdurma kararı aldığından beri bu sitelere ulaşılamıyordu.

Çoğu bir hevesle hazırlanmış ve sonra tozlanmaya bırakılmış binlerce sitenin Internet tarihi için önemli bir belge niteliği taşıdığı ise su götürmez.

Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, 652 GB'lık bir torrent indirmeye hazır olun; Geocities artık torrentte yaşıyor!
Eğer "iyi de kim indirecek o kadar dosyayı" diyorsanız, http://www.reocities.com/ http://www.geociti.es/ http://www.geocities.ws/ ve http://www.oocities.org/ de kullanılabilir.

Görüşler

0
E
Arşivciler için bulunmaz fırsat.
0
ahmetalpbalkan
Ne yazık ki şimdilik çok az seed'i var ve inecek gibi görümüyor :) Keşke biraz parçalayıp bölmüş olsalar en azından harflere falan...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Wright Kardeşler ve Patentlerin Kötüye Kullanımı

sundance

İlk rastladığım gün Sweet Sweet Unemployement yazısı ile manevi kardeş bellediğim Maciej Ceglowski'nin Wright Kardeşler üzerine bir yazısına rastladım.

Havadan ağır bir araçla ilk kontrollü uçuşu gerçekleştirip, patentini alan, daha sonra da ikibuçuk yıl boyunca patenti lisanslamak ya da geliştirmek için hiçbir şey yapmayıp sadece bu alanda deneme yapanları dava edip para kazanan Wright kardeşler de, Tesla'ya yaptırdığı (ve parasını ödemediği) direkt akım jeneratörleri ile "alternatif akım hepimizi yakacak" diyen, bir file alternatif akım verip öldüren ve akabinde de elektrikli sandalyenin icadına bile vesile olan Edison'un yanında yerlerini almışlar.

Mc Donald`s gibisi yok! (Yorumsuz)

parsifal

Tarih:20 Eylül 2001 Perşembe 22:30, Yer:Odakule Mc Donald's

Önce sipariş vermek için 5 dakika bekledik. Daha sonra kasalarda kimse kalmayınca heralde kapanıyor diye düşündük. Çıkarken açık olduğunu öğrenip sipariş vermeye karar verdik.
"2 Big Mac Menü lütfen. Normal seçim."
"4.900.000 TL. Yanında ketçap, mayonez istermisiniz? 25.000 TL"(salak bir gülümseme ile)
"Siparişleri iptal edelim"...

Open-source iş modeli (The Economist)

larweda

Kısa bir süre önce Economist'te yayınlanan bu makale, her ne kadar camiada gerekli / gereksiz tartışmalar yaratmış olsa da açık kaynak felsefesinin gelişimine, geldiği noktaya ve kısıtlamalarına güzel (ama tarafsız olmayan) bir özet ortaya koymuş. Apache'nin, Mysql'in iş yapış modelleri, Firefox'un development süreci, wikipedia'nın hikayesi ve sıkıntıları, biyoteknoloji alanında iş yapan CAMBIA'nın open-source kavramını nasıl kullandığı ve tüm bu örneklerin artıları - eksileri üzerine güzel bir makale ortaya çıkmış, okuyalım, tartışalım. (makale maalesef ingilizce)

fazlamesai.net'e soralım: J2EE mi yoksa .NET mi?

FZ

MIT hocalarından Philip Greenspun tercihini .NET'ten yana kullanmış. Greenspun'ın 11 Nisan 2002 tarihli yorumlarından sonra en son 8 Mart 2005'te bir yorum gelmiş. Son 3 sene içinde gelen yorumlar ağırlıklı olarak .NET taraftarı yorumlar. Genel hava şu: Eğer bir sürü programcı çalıştırmak istiyorsanız, çok büyük şirketseniz, bol bol paranız varsa, vs. buyrun J2EE ile sistem geliştirin. Daha sıkı koşullar altında çalışıyorsanız şu anda .NET çok daha hızlı ve etkin sistem geliştirmeye ve programlamaya izin veriyor. Tabii buna itirazlar da var: EJB'den yola çıkarak J2EE'yi kötüleme hatasına düşmeyin! gibi. Bir başka yazılımcı ise "yahu bir satır kod değiştiriyoruz, application server'ı başlatmak 3 dakika sürüyor, el insaf" şeklinde şikayet ediyor.

IT sektörünün acar FM üyeleri bu konuda ne der? Acı dolu yazılım deneyimlerini bizimle paylaşmak isteyenler, hodri meydan, yanınızda rakamlarla gelin ve hangi platformu neden tercih ettiğinizi güçlü bir şekilde açıklayın.

Balık İçin Teşekkürler... (ya da Google ve Deniz Ürünleri Üstüne...)

FZ

Günlük "siyasi" (!) gazetelerimizin vazgeçilmez öğelerinden biri de arka sayfalarında ya da sağlık köşelerinde mütemadiyen "günde 1 elma yiyin 10 yıl daha çok yaşayın, ayda 1 kadeh şarap için malı götürün, başka işi gücü olmayan bilimadamları allem edip kallem edip fon aldılar sonra da gittiler 3 haftada bir salkım üzüm yemenin ve sabah kalktığınızda 2 dk. nefesinizi tutmanın sağlığa olan süper etkilerini araştırdılar" şeklinde haberlerin çıkmasıdır.

"Cognitive" ve "cognitive science" konuları ile ilgili abone olduğum Google News Alert servisi e-posta kutumu son 1-2 haftadır "balık" üstüne e-postalara boğunca dayanamadım, paylaşmak istedim. Uyanın ey ahali, haftada 1 öğün yenen balık sizin aptallaşmanızı engelliyor, olmadı geciktiriyor. İnanmayan Google'a sorsun! ;-)