Bilişim`01 Fuarı başladı. Başladı da...

0
anonim
Her kesimden gözler Bilişim Haftası`na çevirildi. Bilişim Haftası`na katılan şirketler "Biz buradayız, ülkenin geleceği burada ve biz bu gelecekte yer alacağız" derken bu aynı zamanda Türkiye`nin bir başarısını ve geleceğe olan umudunu da yansıtıyor.
"Biz Türkiye`ye inanıyor ve güveniyoruz" diyen Batı`nın, Avrupa`nın ve ABD`nin önemli şirketleri de Bilişim Haftası`na geliyor. Gelenler sadece onlar değil, Balkanlardan Orta Asya`ya kadar dünyadaki birçok ülkeden şirketler İstanbul`da buluşuyor. Bölgede yer alan ABD ve Avrupa ülkelerinin ticari ateşeleri, ülkelerindeki şirketlerini yeni iş bağlantıları ve fırsatlarla tanıştırmak için "Bilişim`01 A CeBIT Event"e taşıyor.

Türkiye`nin gelecek gündeminin oluşturulacağı ve teknolojileriyle geleceği göreceğimiz Bilişim Haftası`nın iki etkinliği`nden Bilişim`01 A CeBIT Event, Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi`inde gerçekleşiyor. Bilişim Zirvesi`01 ise bu yıl Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve Askeri Müze Kültür Sitesi olmak üzere iki mekanda bilişim profesyonellerini ağırlıyor.

Bu Gün ikinci gün...

Bakın kaç gazete bununla ilgileniyor, ne kadar araştırma yapıyorlar, hangi televizyon kanalı gündemi oluşturması gereken bu konu üzerinde duruyor...

Hep aynı yetersizliklerle karşılaşıyoruz. Bu da gelir geçer, herşey aynı kalır...

İlgili Yazılar

Birleşik Devletler Bölgesel Güvenlik Departmanı, Linux ve Oracle dedi!

redial

27 Ocak 2003, Pazartesi - [ 14:16 ]
Newsforge.com, Tina Gasperson
Birlesik Devletler Bölgesel Güvenlik Departmanı (www.dhs.gov) birkaç aydır Windows 2000 üzerinde çalıştırmakta olduğu sunucularını geçen hafta Linux üzerindeki Oracle ortamına geçirdi.

Uzmanlar bu değişikliğin geçtiğimiz hafta Internet'i Çalkalayan "Slammer" adındaki MS SQL Server virüsüne karşı bir tepki olmayabileceğini söylüyor. Netcraft, değişikliğin 24 ve 25 Aralık tarihlerinde meydana geldiğini belirtiyor.

Joseph Weizenbaum: Huzur İçinde Yat (RIP)

FZ

Bilgi işlem, yapay zekâ ve doğal dil işleme (NLP) öncülerinden, meşhur diyalog programı ELIZA'nın yaratıcısı ve SLIP programlama dilinin geliştiricisi Joseph Weizenbaum'u birkaç gün önce kaybettik.

Weizenbaum'un Bilgisayar Gücü ve İnsan Aklı eseri, bu değerli bilimcinin bilgi işlemeye ve yapay zekâya eleştirel bir bakışı olarak okunabilir. Kitapta 1966'da geliştirilmiş ELIZA sistemine insanların kendilerini nasıl kaptırdıklarını görünce ve bugün 'chatbot'lar karşısında insanların nasıl duygusallaştıklarını hatırlayınca gülümsememek mümkün değil.

Kuralları bilinmeyen yapay zeka yarışması

butch

Bir Slashdot haberine göre yapay zeka üzerine çalışmalar yapan bir İsrail şirketi kuralları konulmamış çeşitli oyunları, değişik rakiplere karşı oynayacak bir program için yarışma başlatmış. Amaç en fazla puanı toplamak. Oyun sırasında programın sahip olacağı bilgiler yapabileceği hamleler, bunları ne zaman yapabileceği ve rakibinin yaptığı hamleler. Programlama platformu serbest.
Haberin aldığı yorumlardan biri böyle bir programın yazılmasının tehlikeli olabileceği, çünkü İsrail Hükümetinin bunu nerede kullanacağı şüpheli şeklinde... Bence diğer yorumlara da bir göz atın :)

4 Temmuz, Özgürlük ve Bir Bilim Adamının Bireysel İtaatsizliği

FZ

Bugün 4 Temmuz, Amerika Birleşik Devletleri'nin Bağımsızlık Günü. Bu önemli günde pek çok ABD'liye 2 yıl önce iki bilimadamı arasındaki önemli bir mektuplaşmanın adresi gidiyor.

Taraflardan biri: Prof. Dr. Daniel J. Amit. Diğeri ise saygın bir bilimsel dergi olan Physical Review adına Prof. Dr. Martin Blume.

Konu: Dr. Amit'in Physical Review ya da herhangi bir ABD kurumu (bilimsel ya da başka türlü) ile işbirliği yapmayı reddetmesi ve bunun sorumlusu olarak ABD'nin, sahip olduğu gücü kötüye kullanan en büyük ve zarar verici ülke oluşunu göstermesi. Dr. Blume her ne kadar mektuplarında bilimin uluslararası, tarafsız ve politikaya mesafeli bir kurum olması belirtse de Dr. Amit, bilimin modern dünyada tarafsız kalamayacağını, 1939'da bilimin ne kadar tarafsız olabileceğinin herkes tarafından görüldüğünü belirtiyor, gelecekte torunlarına hesap verebilmek için bireysel olarak bu kararı aldığını, bireysel olarak pek bir gücü olmasa da bu bireysel itaatsizliğinin önemli olduğunu vurguluyor.

Sanal Sergi: Ömer Uluç

FZ

"Ömer Uluç'un bu o kadar kendine özgü hareketi, tekrarlı, anlatımlı olmayan bir harekettir ama başka çağdaş resimlerde rastlandığı gibi basit bir damgalama değildir; kucaklayan bir harekettir. Espası özgürce ve cömertçe kucaklayan ve sadece figürleri yakalamak için daralan bir hareket. O kadar ki, figürler gerçekte espasın kasılmalarıdır." Catherine Millet, çağdaş ressamlarımızdan Ömer Uluç'u böyle yorumluyor.