14702313 1237642129629184 3949866921864557229 n

Zakkum

Türkiye


0 takip ediyor | 1 takip ediliyor


Bilgi alanları


İlgi alanları

İçinden telefon çıkan tablet: Graalphone! ( 2)

Evet zaten bu fuarda sergilenen bir prototip. Ürün bu sene sonunda son halini alacak söylendiğine göre. Kamera özelliği iyi kotarılırsa harika bir ürün olabilir. UMPC zamanından önce ortaya konmuş bir fikir zannımca ama kesinlikle kötü bir fikir değil hatta oraya doğru hızlıca evriliyor mobil teknoloji.

Bir poker şampiyonu: Libratus! ( 2)

Haklı senaryolar ama bir şey eksik. Kumarda her zaman masa kazanır. Daha farklı söylersek; kağıtları kim dağıtıyorsa en çok malı da o götürür. Yukarıdaki senaryolarda kumar sitelerinin oyunlara müdahale etmediği varsayımı mevcut ama işleyiş pek öyle değil.

Geleneksel üniversiteye mecbur muyuz? ( 4)

Geçen şöyle bir yazıya rastlamıştım. Öğrenme konusunda temel sorunun hala nasıl öğretildiği veya nasıl öğrenildiği noktasında olduğunu düşünüyorum. Çevrimiçi veya yüz yüze farketmez, ikisinin de tıkandığı nokta aynı.

UDOO X86: Raspberry Pi tarzı (daha güçlü) bilgisayar! ( 3)

Ne yapılmak istendiğine göre değişir tabi ama ultra versiyonu fiyat açısından biraz pahalı sanki. Wifi bluetooth modülleri ile filan 300 doları buluyor ki aynı fiyata benzer donanımda bir dizüstü bilgisayar bulunabilir. 4 GB versiyonu daha uygun gibi. Arduino'yu modül gibi üzerine takabilmek de (Arduberry gibi bir şeye gerek olmadan) çok çekici.

Türkçe Doğal Dil İşleme Kitaplığı zemberek-nlp v.0.10.0 çıktı! ( 2)

Hala geliştirme yönünde destekleniyor olması büyük başarı, örneği az işlerden.

Güvenli veya kolay: Birini seçmek zorunda mıyız? (veya: WhatsApp gerçekten güvenli mi?) ( 9)

Son zamanlarda okuduğum en "boş" yazılardan biri olduğu için okumayanlar için kısa bir özet geçeyim istedim.

Yazı, iki cümlelik bir önerme nasıl olabildiğince uzatılır ve uzatılırken söz konusu önerme tekrar tekrar nasıl vurgulanır tekniğine güzel bir örnek olmuş. Koca yazı "güvenlik ile ilgili bir haberi abartarak insanların psikolojisini bozuyorsunuz ve WhatsApp dışındaki yazılımlara yönelmelerine neden oluyorsunuz" gibisinden bir serzenişten ibaret. Doğru dürüst bir teknik çözümleme mevcut değil. İnsan düşünmeden edemiyor; bir akademisyen bir ticari yazılımı kimin kullanıp kullanmadığına neden bu kadar kafayı takar ve popüler olan bir yazılımın kullanıcı kaybı yaşama ihtimali ile neden bu kadar ilgilenir. Hele sürekli tekrarlanan aşı benzetmesi olayı var ki insanı ayrıca işkillendiriyor zira bu konu uzun zamandır tartışılmakta ve tartışmanın taraflarından birinin yine büyük şirketler, aşı üretiminden milyar dolarlar kazanan ilaç sanayi olduğunu herkes bilir. Sanki yazı bir taşla iki kuş vurmak için kaleme alınmış izlenimi vermekte.

Yazıdaki iddiaya göre insanlar WhatApp'a atılan "iftira" nedeniyle daha az güvenli yazılımlar kullanmaya başlamış. Var mı bunu gösteren elle tutulur bir veri yazıda, tabi ki yok. Hayır sanki insanlar WhasApp'ı bırakıp dumanla filan haberleşmeye başladı, öyle bir durum var anlatıldığına göre ortada. Yoz tüccarın insanların zekasıyla oynaması doğası gereği affedilebilir de eğitimli insanın bunu yapması çekilir iş değil doğrusu.

Şunu da buraya bırakalım yararı olur.

Güvenli veya kolay: Birini seçmek zorunda mıyız? (veya: WhatsApp gerçekten güvenli mi?) ( 9)

Konu güvenlik ise eğer mesele yalnızca gelen giden paketlerin nasıl şifrelendiği değil. Büyük boyutta kullanıcı bilgisi toplarken bakın ne güzel uçtan uca şifreliyoruz mesajlarınızı demek olayı biraz sulandırıyor. WhatsApp geçmişinde ciddi güvenlik açıkları yaşadı. Bundan daha doğal bir şey de olamaz çünkü merkezi bir sunucu üzerinden gerçekleşen iletişim en nihayetinde ne kadar güvenli olabilir ki. İnternet bize kitle davranış ve psikolojisi ile ilgili epey veri sağlıyor. Bazı uygulamalar bir tür bando arabası etkisi (bandwagon effect) ile aradan sıyrılıyor. Buna bir de kitlelerin bilgeliği eklenirse, yaptığınız ürünü milyar dolarlara satabiliyorsunuz. WhatsApp bunlardan sadece biri.

Güvenlik konusu ile ilgili şahsi tavrım iki madde de özetlenebilir.

1.Popüler olan güvenli değildir.

2.P2P’den ötesi yalandır.

Şaka bir tarafa gerek anında mesajlaşma gerekse genel ağ alt yapısı olarak geleceğin P2P ve benzeri sistemlerde olduğunu düşünüyorum.

Yapay zeka arkadaşınız.. ( 1)

Doğmamış çocuğa don biçmek sözü geldi aklıma nedense

2017: Bir yatırım cenneti olarak Türkiye ( 17)

Bunu paylaşmaya beni siz zorladınız .

Kendine yatırım yapmış bir insanın önünde iki temel strateji bulunur kanımca. Kendine yatırım yapmış kişi (bu genellikle eğitim yolu ile olmakta) sahip olduğu niteklikler dolayısı ile "kalifiye eleman" sıfatına sahiptir. Kalifiyeliğin seviyesine paralel olarak ülkesinde veya yurt dışında kendine iş bulabilir. Bu tipik ve belki de en çok izlenen temel bir strateji. Bilişim uzmanı da inşaat kalfası da aynı stratejiyi izler. Diğer temel strateji ise "girişimcilik" olarak özetlenebilir. Girişimci olmak vizyon sahibi olmayı ve risk almayı gerektirir. Herkes bu yola girmez. Getiri potansiyeli elbette kalifiye işçilik ile kıyaslanamaz.

Girişimci olmak için (bu aynı zamanda yatırım yapmak olarak tasvir edilebilir) doğru yer ve zaman olmaz. Bunu belirleyen koşullardan ziyade kafa yapısıdır. Diğer taraftan bir sosyolojik gerçek de var; zor koşullar insanları girişimci olmaya iter. Bu açıdan da ülkemiz yeterli dürtme kapasitesine sahip görünüyor.

Hoş Geldin Marvin, Yoksa Skynet Mi Demeliyiz? ( 8)

Geçtiğimiz günlerde kod adı "Master" olan bir kullanıcı ünlü Go sitesinde Dünyanın şimdiki bir numarası da dahil herkesi yenerek dikkatleri üzerine çekti. Bu oyuncunun kim olduğu merak konusu olurken Google'dan açıklama geldi. Yapılan açıklamaya göre AlphaGo yazılımı "Master" kod adı ile go sitesinde Dünyanın bir numarası da dahil olmak üzere oynadığı 51 karşılaşmanın 50'sini kazanıp birini de internet bağlantısı yüzünden berabere bitirdi. Geliyorlar!

Scienta fides aventus est! ( 2)

Internet's Own Boy dışında 2014 yapımı Killswitch belgeselini de tavsiye ederiz. İronik bir şekilde Killswitch'i internette bulmak kolay değil, en iyi yol torrent üzerinden ulaşmak gibi görünüyor.

Sci-Hub ile ilgili bir konferansı da buradan izlemek mümkün, ilgi çekici bir başlığı olan bu söyleşiye Elbakyan da konuşmacı olarak katılmakta.

Akıllı satranç tahtası ( 2)

Akıllıca bir iş ama çok temel bir şeyi koymamışlar tahtaya. Satranç saati!

Hoş Geldin Marvin, Yoksa Skynet Mi Demeliyiz? ( 8)

Recurrent Neural Networks (Döngüsel Sinir Ağları) üzerine şu çalışmayı da buraya eklemekte yarar var. Shakespeare örnekleri hiç fena olmamış.

İş Dünyasında Otizm: Mümkün mü? ( 1)

Şu ve şuna bakılmasını tavsiye ederim. Otistik veya değil aslında herkesin öğrenme yöntemi son derece kendine özgüdür. Neredeyse tüm eğitim sistemleri bu nedenle başarısızlığa mahkumdur diyebiliriz. Çocuğun kendi arzulayacağı yolda yürümesine en fazla yardımcı olacak eğitim yöntemini zoraki nedenlerle 'iyi eğitim' olarak tanımlıyoruz. Herkes kendine şu basit soruyu sorabilir; ben bildiğim ve kavradığım şeyleri en çok nerede veya nasıl öğrendim? Bu soruya verilecek cevaplar aslında gösterecektir ki bildiğimiz çoğu şeyi kendi kendimize öğrenmişizdir ve öğrenme ile bir 'mekan' (örneğin okul) arasında da kuvvetli bir ilişki söz konusu değildir. Otistik çocukların maruz kaldıkları genel eğitim sistemi onlara diğer çocuklara oranla daha çok zarar verir veya çok daha az yarar sağlar. Bu nedenle otistik çocukların farklı ele alınmaları gerekir ama bir temel yaklaşım değişmez, her otistik bireyin öğrenme yöntemi farklı olmak zorundadır. Kişiye özel eğitim tarih boyunca pek çok kez denenmiş ve oldukça da verimli sonuçlar doğurmuştur ama ‘modern’ dünyanın kalabalıkları ile başa çıkmada yönetim sistemlerinin pek de yanaştığı bir model olmamıştır.

Otistik çocukların yalnızca bazılarının yüksek yetenekler gösterebildiği görüşü hakim olsa da bu büyük olasılıkla bizim otistik çocuklara uyguladığımız öğretme yöntemlerinin yetersizliğinden kaynaklanır. Yine de giderek daha yaygın hale gelen, otizm veya asperger sendromlu bireylerin tanımlanmasında yapılan ‘farklı bakışa sahip birey’ vurgusu önemli bir gelişmedir. Açmak gerekir ise; otizm ve şizofreni farklı gelişim bozuklukları olarak tanımlansa da, her geçen gün ikisi arasında genetik benzerlikler ortaya çıkmakta. Bu iki ‘bozukluk’ veya ‘beyin gelişiminde farklılık gösterme’ durumunun diyelim, türümüzün Neandertal ile evrimsel olarak ayrılmasında sonra ortaya çıktığı öngörülmektedir. Yaklaşık bir 300.000 yıl önce (kesin bir tarih değil) gerçekleşen bu ayrılık insanın yoluna ayrı devam ettiği ve giderek yüksek bilişsel yetenekler ortaya koyduğu bir dönemin başlangıcını temsil eder. Özetle bazı bilim insanları otizm ve şizofreni gibi ‘farklılıkları’ insanın insan olma sürecinde geliştirdiği yüksek bilişsel yeteneklerin bir yan etkisi olarak görmektedirler. Bu görüş otizm ve şizofreni ile ilgili genlerin Neandertal ve diğer gelişmiş primatlar ile karşılaştırılması sonucunda oluşturuldu. Neandertal ve diğer gelişmiş primatlarda bu ‘farklılıklara’ neden olan veya ilişkili genlerin olmadığı saptanmış. Dolayısıyla yüksek bilişsel yeteneklerin gerektirdiği yaratıcılık ve farklı açılardan bakabilme kabiliyeti gibi özelliklerin belli düzeylerde otizm ve şizofreni ile ilişkisi bulunmaktadır. Bu konuda ünlü otistik Temple Grandin’in şu kitabını önermek isterim.

Her çocuk hele ki otizmli bir çocuk keşfedilmeyi bekleyen bir kıta gibidir, yeter ki nasıl keşfedeceğimizi bilelim.