8376570891 59afbbc3a9 o

Scienta fides aventus est!

3
Zakkum

İnternetin öz evladı” Aaron Swartz’ın adı kuşkusuz her zaman hatırlanacak. Verdiği mücadele şahsına özel olmayıp aslında bir kuşağın veya bir dönemin ortak kaygılarından besleniyordu. Yirmi altı yıllık ömrünü köşe dönmek gibi şeyler yerine içine doğduğu sanal dünyanın iyileştirilmesi için harcadı. Bu nedenledir ki özgürlük arayışında sembol bir isim, bir işaret fişeği oldu. Bizzat gerçekleştirdiği bir dizi eylem ile bilginin nasıl ve neden özgürce paylaşılması gerektiğine yönelik verilen mücadelenin çapını genişletti. O zamana kadar sanal ortam üzerinde bilginin paylaşımı meselesi çoğunlukla yazılım kodları çerçevesinde tartışılan bir konuydu. Oysa internette sürekli artan içerik pek çok hak ihlali ve tutarsızlığın da oluşmasına neden oluyordu.

İkibinli yılların başlarından itibaren internet alt yapısının yaygınlaşması ve buna paralel olarak bilgisayar kullanıcılarının çoğalması ile beraber, internetin ticari bir ortama dönüşmesi de başlamış oldu. Ticari coşkunun tipik özelliklerinden biri kantarın topuzunun kolayca kaçmasıdır. Öyle de oldu. İnternet üzerinde baş gösteren bazı servisler ‘ben yaptım oldu’ tarzında işler ortaya koymaya başladılar. Aaron Swartz’in vurgusunu yapmamız gereken üç eylemi sözünü ettiğimiz bu tür ticari aymazlıklara karşı gerçekleşmişti.

Swartz 2006 yılında Kongre Kütüphanesi’nin tüm kaynakça listesini indirip bunu OpenLibrary çatısı altında paylaştı; bu aynı zamanda OpenLibrary’nin veri tabanının da temelini oluşturdu. Kongre Kütüphanesi’ndeki belgeler telif hakkı koruması altında olmamasına rağmen söz konusu kaynakça için erişim ücreti talep edilmekteydi.

Federal Mahkeme’nin kayıtlarına internet üzerinden erişim sağlayan PACER 150 milyon dolarlık bütçesine ve erişim sağladığı belgelerin telif hakkı bulunmamasına rağmen kullanıcılardan sayfa başına 8 cent alıyordu. Swartz 2008 yılında PACER’ın veritabanından kendi yazdığı Perl kodu ile 2.7 milyon belgeyi indirip bunları Public.Resource.org sitesinde yayınladı.

Swarts 2010 yılında ise sonradan başını çok ağrıtacak bir başka eylem gerçekleştirdi. Bilindiği üzere JSTOR sitesi akademik makale, dergi ve kitapları ücret karşılığında kullanıcılara sunan bir sanal depo hizmetidir. Swartz, MIT bilgisayar ağı üzerinden ve kendi kullanıcı kimliği ile JSTOR’dan sayısız makale indirmeye başladı; amacı büyük olasılıkla diğer eylemleri ile aynıydı.

JSTOR gibi pek çok site bilimsel kaynaklara ücret karşılığında erişim hizmeti vermekte. JSTOR bunu ilk gerçekleştiren organizasyonlardan biri. Princeton Üniversitesi’nin uzun süre rektörlüğünü yapmış William G. Bowen tarafından yine Princeton bünyesinde kuruldu. Bilimsel metinlerin sayısal ortama aktarılması her şekilde devrimci bir yaklaşımdır; o nedenle bu gibi organizasyonların hakkını teslim etmek gerekir ama kurdukları gelir-gider mekanizması, ne beraber büyüdükleri internetin doğasına ne de evrensel hukuk değerleri ile örtüşen bir özelliğe sahiptir. Bu tür bir hizmet ilk bakışta makul ve adil gibi görünse de meselenin iç yüzü başka şeyler barındırmaktadır. Bu tarz siteler akademik çalışmalar için olmazsa olmaz bir kaynağı ellerinde bulunduruyorlar. Bu kaynağa erişme yollarının ücretli ve ancak belli yollardan mümkün olması, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde vurgulandığı üzere: “...memleket sınırları mevzuubahis olmaksızın malumat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.” (madde 19) ifadesi ile ters durumlar ortaya koymaktadır. Dünyadaki tüm enstitü ve üniversitelerin bu kaynaklara ulaşması maddi nedenlerle mümkün değildir. Gelişmiş Batı ülkerinde bile yıllık maliyetlerin yüksek olması nedeniyle bu gibi paralı sitelere üyelik konusunda kesintiye gidilmektedir. Üstelik bu tür sitelerin çoğu asıl bilgiyi üretenlere (bilim insanları ve yazarlara) kazançlarından herhangi bir pay da vermemektedir. Çoğu zaman olduğu gibi bu durumdan en karlı çıkan yayıncılardır. Dolayısı ile ortada esaslı bir sömürü söz konusudur. Bu nedenledir ki mevcut tutarsızlıkları gidermek adına Berlin Bildirgesi (2003) ve Serbest Erişim Hareketi gibi oluşumlar ortaya çıkmış ama maalesef bu gibi karşı hareketler bilginin ticari bir meta olarak kullanılmasını engelleyememiştir.

JSTOR eyleminde firmanın çalışanları tarafından yerleştirilen gizli kameralar Swartz’ın MIT’deki bilgisayar odasına girişini kayda aldı (2011) ama olay mahkemeye gitmedi. Elde ettiği verileri teslim etmesi karşılığında iş tatlıya bağlandı. Kuşku uyandıran nokta, belgeleri zaten kendi hesabından indiriyor olmasına rağmen ve MIT’nin internet şebekesini düzenleyen bilgisayar odasında Swartz’ın diz üstü bilgisayarı bulunmuşken ayrıca neden gizli kameralar koyma ihtiyacı hissedilmişti. Amerikan devletinin konuya ayrı bir önem verdiği ve Swartz için başka planları olduğu kısa sürede anlaşıldı. Swartz aynı yıl Harvard kampüsündeyken MIT polisi ve bir gizli servis ajanı tarafından tutuklandı. Önce Üç farklı suçlama ile mahkemeye çıkarıldı: Kasıtlı şekilde zorla giriş, büyük çapta hırsızlık ve bilgisayar ağına izinsiz giriş. Tüm suçlamalar 2012 yılında düştü.

Swartz devlet tarafından artık mimlenmişti ve bunun temel nedenlerinden biri yaptığı internet eylemleri bir tarafa onun Temsilciler Meclisi’nin hazırladığı kanun tasarısı SOPA’nın geri çekilmesinde (2012) oynadığı roldü. SOPA mahkeme kararı ile internet servis sağlayıcılarına telif hakkı ihlali yapan siteleri engelleten ve sorumlulara hapis cezası öngören bir tasarıydı. Bu tasarıya karşı küresel çapta bir direniş başladı; Google gibi büyük firmalar tasarıyı eleştirdi, Wikipedia bir günlüğüne tüm erişimini kesti. EFF’nin verilerine göre bu küresel protesto internet tarihinin en büyüğü olarak kayıtlara geçti. Sonunda tasarı geri çekildi. Swarts tüm bu süreçte olayların içinde olmaya devam etti.

SOPA’nın durdurulmasında hemen sonra (yine 2012 yılında) Swartz bu kez 9 ayrı suçlama (yine JSTOR olayı ile bağlantılı) ile mahkemeye verildi. Savcılık tarafından toplamda 13 suça kadar çıkan ithamlar neticesinde bir milyon dolar tazminat ve 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Swarts suçlamaları ve savcılığın anlaşma önerisini reddetti. Savcılık suçların kabul edilmesi karşılığında düşük güvenlikli bir hapishanede 6 ay hapis cezası teklif etmişti. (Ona karşı yapılan suçlamaların nasıl abartıldığı ve dayanaktan yoksun olduğuna yönelik şuradaki yazıyı tavsiye ederiz.) Mahkeme aşaması bir tür manevi işkenceye dönüşünce Swartz New York’taki evinde intihar ederek (11 Ocak 2013) yaşamına son verdi.

Swartz’ın mahkemeler ile başının epey belada olduğu dönemde, Alexandra Elbakyan adında genç bir Kazak yazılım geliştirici, yıllardır süregelen ücretli bilgi paylaşımı sistemine (paywall) sağlam bir darbe indirmek üzereydi. Elbakyan 5 Eylül 2011’de Sci-Hub sitesini erişime açtı. Sci-Hub o zamandan beridir hiçbir kayıt veya şart koşmadan, bilimsel yayınlara ücretsiz erişim sağlamakta. Ücretli makale, kitap, dergi veya haber gösterimi yapan sitelerin veritabanını kullanan Sci-Hub, aranan belgenin doğrudan bilgisayara indirilmesine olanak tanıyor. Bazı yayıncılar Sci-Hub’ı söz konusu sitelere kanunsuz yollardan girmekle (örneğin kullanıcı şifrelerinin olta atılarak ‘phishing’ ele geçirilmesi ile) itham etse de, Elbakyan sitelere üye olan kişilerin gönüllü olarak verdikleri kullanıcı şifreleri üzerinden bu hizmetin gerçekleştirildiğini beyan etmektedir. JSTOR dahil pek çok sitenin para karşılığı sunduğu hizmete ve hatta New Scientist gibi iki paragraf popüler bilim haberinin görüntülenmesi için ücret talep eden sitelerin içeriklerine Sci-Hub aracılığı ile kolayca ulaşmak mümkün. Sci-Hub 2013 yılında LibGen (Library Genesis) ile beraber çalışmaya başladı. Böylece Sci-Hub’da yapılan her arama önce LibGen’in veritabanında sorgulanmakta ve eğer bir eşleşme olursa kaynak siteye gitmeden LibGen’den gerekli makale indirilebilmekte. Kullanıcı kimlikleri üzerinden yapılan her belge indirmede ise belgenin bir kopyası LibGen’in veritabanına eklenmektedir. Bu sayede LibGen’in veritabanında 2016 verilerine göre 52 milyon makale bulunmaktadır.

Sci-Hub’ın 2015 yılında Amerika’da mahkeme kararı ile “.org” uzantılı alan adına yasak getirildi ama sitenin sunucuları Rusya ve Hollanda merkezli olduğu için daha uzun boylu bir kapatma/engelleme yapılabilmiş değil. Farklı alan adı uzantıları ile site çalışmaya devam ediyor. Sitenin (IP adresi 80.82.78.170) hem kullanıcılara gizlilik veren hem de sansüre karşı kullanıma sunduğu TOR adresi (scihub22266oqcxt.onion) de bulunmakta. Elbakyan açılan mahkemeler ve tutuklanma olasılığı yüzünden gizli saklı bir hayat sürdürüyor. Bununla birlikte Elbakyan Sci-Hub’ın çalışması ve sitenin kullanıcı akışı ile ilgili bilgileri şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşmakta. Sitenin istatistikleri oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.

Sci-Hub’ın verileri gösteriyor ki site bütün dünyada yaygın şekilde kullanılıyor. Site ziyaretçilerinin coğrafi konumları ile bilimsel üretim yapan merkezler genellikle eşleşmekte. İndirmeler yalnızca az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden değil, yoğun şekilde Amerika ve Avrupa’dan da yapılmakta. İlginç olan nokta üniversite kampüslerinin ve enstitülerin olduğu bölgelerden bu indirmelerin gerçekleşmesi zira bu kurumların ücretli sitelere zaten kurumsal üyeliği bulunmakta. Bunun nedenleri arasında ilk sırada Sci-Hub’in makale arama ve indirme konusunda çok daha hızlı olması geliyor. Diğer sebepler arasında göze çarpan ise kurum içinde ücretli sitelerin kullanımında çeşitli kısıtlamaların mevcut olması. Örneğin çok fazla miktarda belge üzerinde işlem yapılmak istendiğinde (mesela metin madenciliği ‘text mining’ tarzında) bunları ancak özel olarak isteyip sabit disk içinde elde edebiliyorsunuz ve ayrıca yayıncılar sizden bu belgeler üzerinde çalışırken çevrimdışı olmanızı şart koşuyorlar.

Sci-Hub tek başına tüm bilimsel yayın sektörünü köklü bir değişime zorluyor. Bu girişim internetin varsa eğer ruhuna ve evrensel insani değerlere yapılmış bir katkı olarak tarihe yazılacak. Tarihimiz ölü kültür ve medeniyetler ile dolu. O yüzdendir ki bilgi üretmenin ve paylaşmanın önündeki tüm engellerin neden kaldırılması gerektiğini anlamak için insanlık tarihine şöyle bir göz atmamız yeter. Ancak bu yönde hareket etmeyi ilke edindiğimiz noktada, insanlığın uygarlık seviyesinin artacağına yönelik bir umut besleyebiliriz. Elbakyan’ın paylaştığı verilere baktığımızda, Grönland’de bir kişinin kanser tedavisiyle ilgili makale okuduğunu veya Bingazi’de birinin hava boşluğundan veri iletimi konusunda makale indirdiğini öğrenmek, geleceğe daha olumlu bakmak için küçük nedenler yaratıyor bize. Bu örnekler aynı zamanda insanı insan yapan unsurların coğrafya veya kültürden ziyade; merak, öğrenme ve paylaşma olduğunu göstermiyor mu?

Ölü bir dilden kalan deyişle bitirelim:

Scienta fides aventus est! (Bilgi kaderin düşmanıdır)

Kapak resmi: flickr

Görüşler

0
gibraltar

Sırf sermayedar, amir, yetkili falan filan sıfatını taşıyor diye köşe başlarını tutmuş muhafazakâr tiplerin, o tiplerin oluşturduğu kurumların insanların hayatını kolayca zehir edebilmesi acı verici bir durum.

Ömrünü mevkii, para gibi şeyleri kazanmak için devletin abuk subuk uygulamalarını yürütmekle geçireceksin ve bir yerlerde insanlık için bir şeyler yapmayı başarabilen pırlanta gibi genç insanları dolaylı olarak intihara zorlayacaksın, yapabiliyorsan ortadan kaldıracaksın. On yıllar geçiyor, devlet denen sapık kurumun insanlara reva gördüğü değişmiyor. bkz: turing

0
Zakkum

Internet's Own Boy dışında 2014 yapımı Killswitch belgeselini de tavsiye ederiz. İronik bir şekilde Killswitch'i internette bulmak kolay değil, en iyi yol torrent üzerinden ulaşmak gibi görünüyor.

Sci-Hub ile ilgili bir konferansı da buradan izlemek mümkün, ilgi çekici bir başlığı olan bu söyleşiye Elbakyan da konuşmacı olarak katılmakta.

Görüş belirtmek için giriş yapın...